GÜNLÜK KUR BİLGİLERİ
Alış Satış
USD 3,9594 3,9665
EURO 4,6547 4,6631
Markasim Seçkin Markaların Adresi

herşey kadınlar için facebook herşey kadınlar için twitter

Benim Hikayem

Eklenme Tarihi : 07.05.2012 17:39:43

En çok bu bölümde duygularımı anlatmakta zorlandım. Umarım yaşadığım hem acıyı hem de mucizevî olayı anlatarak sizlere ışık tutabilirim. Evlendikten sonra kısa zaman içinde hamile olduğumu öğrendim.

Sevdiğim ve hayatımı paylaştığım insanın bir parçası benim içimde olması muazzam bir duyguydu. Hamileliğimin ilk üç ayı mide bulantısı, baş dönmesi, yemek kokusuna dahi tahammül edememekle geçti.

Üç ayın sonunda artık her şey rutine bağlamış şikâyetlerim tamamıyla bitmişti. Ve temmuz ayın ikinci haftasında doktorum ayrıntılı ultrason çektirmemi, bunu da başka bir doktorun yapması gerektiğini anlattı. Yapılan ayrıntılı ultrason da 20 haftalık gebe olduğum, tek taraflı a.uterinde çentiklenme olduğunu ve kordonun boğazına dolandığıydı. A.uterinde çentiklenme beslenme damarından giden kanın tam anlamıyla gitmemesidir.

Ve doktorumuzun tavsiyesi kendimi yormamam, dinlenmem yanındaydı. Temmuz ayının ortalarında 22.gebelik haftasında inanılmaz bir sızı, ağrı ve sanki etimden et koparılıyormuş gibi tarifi mümkün olmayan bir acıya katlandım. Ve doktorumu ilk defa rahatsız edemedim. Sabah uyandığımda hiçbir acı ve görünürde hiçbir şey yoktu. Bir hafta sonunda bebeğimin oynamadığını yengemle paylaştım.

Yengemin verdiği cesaretle Doktorumu arayıp, yaklaşık tam bir haftadır oynamadığını ve hastaneye yakın bir yerde olduğumu uygun görürlerse kontrole gelmek istediğimi söyledim. Kendisi çıkmak üzere olduğunu, birkaç tane çikolata yemem gerektiğini ve durumu ona bildirmemi rica etti. Önüme konulan çikolataları tek  tek yedim, yedim, fakat hiçbir kıpırdama hissetmedim.

Bir şeylerin ters gittiğini anlamaya başladım fakat konduramadım. Eşimin de acil gelmesiyle soluğu hastanede aldık. Doktorumuz çıkmıştı ve nöbetçi doktora şikâyetimi bildirdim ve ultrasonla bakmaya başladılar. Gözlerimin içine bakıp, eşimi dışarıya gelmesini rica etti. Belli ki bir şeyler olmuştu. Biranda hastanede koşuşturmalar ,içeriye giren hemşireler ve büyük bir sessizlik kaplamıştı.

Kimse bana bir açıklama yapamadı. Tekrar tekrar yapılan kontrol sonucu nöbetçi doktromuz gözlerimin içine bakarak üzgün bir şekilde: ‘’ Bebeğimin kalp atışları maalesef durmuş.’’ Yani ‘’EX’’ olmuş dedi. İnanamadım! Tekrar bakmalarını ve bir şeyler yapmaları için yalvardım. Çıldırmak üzereydim. Çaresiz elimden hiçbir şey gelmiyordu. Elimden kayıp gitmişti. Allah’ım ne büyük acı ne büyük bir ızdıraptı bu. Diğer acılara hiç benzemiyordu. Gözlerimden sel gibi akan gözyaşları ve boğazım düğümlenmişti.

Tek istediğim onun tekrar yaşadığını duymak ve bir mucizenin gerçekleşmesiydi. Bunu kabullenmek uzun bir zamanımı almıştı. İçimde öylece cansız bedeni yatıveriyordu. Annesinin içinde…

Öylece…

22 haftalık gebelik ve 550 gr civarında olması dolayısıyla gebeliğime suni sancı verilerek normal doğum yapmam gerektiğini, kaldığı süre içinde zehirlenme riskimin olduğunu izah ettiler. Sabaha karşı normal doğum gerçekleşmişti. Normal doğum esnasında suyun gelişini, başının çıkış anına kadarını gördüm ve hissettim. Doktoruma onu bir kereliğine görmek istediğimi söylediğimde narkozla bayıltılmıştım.

Gözlerimi açtığımda odamda annemin ve eşimin seslerini duyuyordum. ‘’ O ‘’ yoktu artık…

Bir buçuk sene bu acıyı göğüsleyemedim ve kabullenemedim. Hep sorduğum bir soru vardı? Niye hep ben? Doktorumla yaptığım en son muayenede bu acıyı ancak yerine yenisini koyarsam unutabileceğimi söyledi. Yenisini koyabilmek o kadar da kolay olmadı. Tekrardan gebe olabilmek için çok çalıştık, fakat başarılı olamadık. Gitmediğim doktor kalmamıştı.

Bir türlü anlam veremiyordum, her günüm kadın ve doğum doktorlarında, kendimdeki eksikliği araştırmak, neden, niçinini öğrenmekle geçiriyordum. Nedeni bilinmeyen bir kısır tanısı konulmuştu. Yaklaşık bir sene yakın yumurta takibi,3 kez aşılama en sonunda da tüp bebek önerisinde bulundular. Tüp bebek önerisine eşim karşıydı. Bu karar sadece bir kişinin rızasıyla olacak bir iş değildi. Bir kısırdöngünün içinde dönüp duruyordum. Hem bebeğimi kaybetmiştim hem de doğurganlığımı.

Ve eşimle olan ilişkime de yansımaya başlamıştı. Hiç kimse bir annenin yaşadığı o duyguyu yaşamasını ve anlamasını bekleyemezdim. Bebeğimle beraber kendimi de kaybetmiştim. Her araladığım kapı sonu belli olmayan bir çıkmaz sokaktı…

Gittiğim bu doktorların ortak bir özelliği vardı. Herhangi bir araştırmaya girme ihtiyacı duymadan tedavi etmeye çalışma çabalarıydı. Belli ki bir şeyler ters gidiyordu ama Ne? Evimize yakın bir kliniğe gitme kararı verdim. Amacım artık muayene olmak değil, sorunlarımla ilgili bir çözüm ve araştırmaya girilecek testlerin istenilmesiydi.

Doktorumuz geçekten de her sorunuma bir cevap bulmuş ve benden kan değerleriyle ilgili(E2,FSH, LH)  ve hsg filmi istemişti. Bu arada iki haftalığına her şeyi unutmak ve yeniden başlamak adına eşimle Alanya seyahati hazırlıkları içerisindeydik. Bu testler adet dönemi içinde yapılması gerekiyordu.

Düşünebiliyor musunuz tam da araştırmaya gireceğim vakit.

• HSG boyalı bir madde verilerek, rahmin tüplerinin ne durumda olduğunu anlamaya yönelik bir test.

• FSH, LH ve E2 testleri yumurta stokunu, kalitesini ve menopoza daha ne kadar zamanınızın olduğunu belli eden hormon testleridir.

• Stres, biz kadınlarda, üremeyi kontrol eden yani yumurtalıklardan yumurta sağlama kalitesini bozuyor. Ve bundan dolayı adet dönemlerimizde ,yumurtlama zamanında kalitesiz yumurta,yumurta çatlamadığı için ve döllenemeyen yumurtayla karşı karşıya bulunuyoruz. Dilimin döndüğü kadarıyla size yaşadığımı izah etmeye çalıştım.

Alanya tatilindeyken adet dönemim geldi ve eşimle hem fikir olup oradaki bir labarotorda bu testleri yaptırdım. Hsg vakti geldiğinde de Alanya devlet hastanesinde yapıldı. Beynim resmen ikiye bölünmüş gibiydi hem eğleniyordum hem de beynimi kemiren sorunları düşünüyordum.

İstanbul dönüşü gerçekten dinlenmiş ve kararlı dönmüştüm. Annemle beraber tüp bebek bölümü olan tanınmış bir hastaneden randevumuz vardı. Doktora yapılan test sonuçlarını gösterdim ve duyduklarıma inanamadım. Doktor bey, anlattığında gözyaşlarım bir sel olmuş, uğulduyan kulaklarım ve boğulmak üzereydim. Buda mı başıma gelecekti? diye düşünmekten kendimi alı koyamadım.

Bu da mı olur diyeceksiniz? Ama olur…

Menopoza girmek üzereydim ve rahim kanallarımda sağ tüpünde problem olduğunu, spermin bu yolda iyi bir yolculuk yapamayacağını, yumurta stokumun azalıp ve kalitesizleştiydi. Ve karar vermemi ameliyat yoluyla tüplerimi kapatılıp yani kordonların bağlanması ve diğer anlamıyla( bir daha normal yolla asla gebe olma şansımın olmayacağını ) izah etmişti. Böyle bir kararı nasıl verebilirdim.

Ailemizin en güvendiği aile doktorumuz Prof.Dr. Murat Dilmener bey’e ziyarette gittik. Kendisine başımdan geçen bütün olayı anlattım ve test sonucumu gösterdim. Ve Prof.Dr. Murat Dilmener menopoza girmek üzere olduğumun ve buna rağmen kordonları bağlatma riskini göze almamam gerektiğini tavsiye etti. Ve hayatımı değiştiriren o telefon konuşmasını yaptı.

Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu adında Kadın ve Doğum uzmanı doktorumuzla görüştü ve kendisinden randevu aldı.  Prof.Dr. Hasan Serdaroğlu Endoskopik cerrahi ve Reprodüktif endokrinoloji ve İnfertilite(kısırlık) Bilim Dalı’nın kurucuları arasında yer almışı ve halen adı geçen bilim dalının başkanlığını yapmaktır. Annem ve kardeşimle beraber nişantısındaki muayenesine gittik. Kapıdan içeri ilk girdiğimde güler yüzlü cana yakın asistanlarıyla karşılaştım. Prof.Dr. Hasan Serdaroğlu bende bıraktığı ilk izlenim güven veren ve ne yaptığını bilen prensip sahibi bir doktor olduğuydu.

Yapılan muayene sonucu her an menopoza girmek üzere olduğumu, sağ tüpümde problem olduğunu, (bu testleri doğru olduğunu kabul) edip biran önce tüp bebek denemesi yapmamız gerektiğini söyledi.

Eğer ilk denemede olmasa ikinci formülleri de hazırdı. Fakat bu kordonlarımın bağlanması asla değildi. Bir sorun vardı eşim tüp bebek konusunda asla hem fikir değildi. Yol boyunca eşime bunu nasıl izah edeceğimi ve nasıl bir cevap alacağımı düşündüm durdum. Şimdi düşünebiliyorum; bir anne için ne kadar zor bir duygu olsa gerek kızının çaresizliğine tanık olmak ve elinden dua etmekten başka bir şey gelmemesi.

Eşimle konuşurken gözlerinin içine bakamıyordum hem ağlıyor hem de neyle karşı karşıya bulunduğumu anlatmaya çalışıyordum. Gözleri dolmuş şekilde beni dinliyordu. Boynuma sarılıp her şeyde var olduğunu beni asla bu konuda yalnız bırakmayacağını söyledi. Dünyalar benim olmuştu. Doktorumuz Prof.Dr.Hasan Serdaroğluyla  tüp bebek çalışmalarına başladık. Prof.Dr. Hasan Serdaroğlu ne söylediyse harfiyen yaptım.

Yapılan ilk tüp bebek deneme sonucunu öğrenmemize bir gün kala rüyamda bir çam ağacı ve her bir dalı mavi ve pembe süslü bir şekilde asılı duran yumurtalar olduğunu gördüm. Bir dalından hem mavi hem de pembe yumurta aldığımı, kucağımda kolları ve ayakları uzun sarışın çok tatlı bir erkek çocuğunun olduğunu gördüm. Rüyam bile beni mutlu etmeye yetmişti.

Artık sonucu alma vaktimiz gelmişti,verdiğim kan değerini beklerken, koridorda ismimin seslendiğini ve bir hemşirenin  ‘’ üzgünüm’’ demesiyle biranda alkışlanma sesiyle koridorun inlediyip ve ‘’tebrikler’’ artık ‘’ hamilesiniz’’ sözü duydum.

Duyduğum en güzel sözdü…

Hamile kalabilmek kadar dokuz ay uzun bir zaman olduğunu ve daha dikkatli olmam gerektiğini biliyordum. Metanetimi ve sabrımı çok zorladım. Zorlu ve riskli bir süreçti, öncesinden daha dikkatli olacağıma, kulağımı ve gözlerimi bütün olumsuzluklara kapatacağıma kendime söz vermiştim.

Doktorum Prof.Dr. Hasan Serdaroğlu denetiminde hamileliğim en güzel şekilde geçti.

Allah’ıma binlerce şükürler olsun dokuz ay sonunda bebeğimi kollarıma aldım, tıpkı rüyamda gördüğüm gibi sarışın erkek bir evladım oldu. En son yapılan hormon değerlerimde bir genç kız kadar sağlıklı olduğumu ve menopoza girmem için daha uzun bir zamanın olduğunu öğrendim.

Allah çocuk sahibi olmak isteyen her kadına bu mucizeyi nasip etsin. 

Danışmanlık görevini üstlenen "O" doktorumuza,

Girdabın içinden çekip doğru doktorun ellerine teslim eden Prof.Dr. Murat Dilmener’e ,

Allahtan sonra sağlımı ve gözlerimdeki mutluluğu tekrar veren doktorum Prof.Dr. Hasan Serdaroğlu’na ve güleryüzlü asistanlarına, 

İstanbul Cerrahi Hastanesi tüp bebek bölümüne ve ekibine,

 Sevgili Eşim'e ve Ailelerimize,

Yardımcım Can Dostum Meliha Hn,

Sonsuz teşekkür ederim.....